SÖZLER

Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür. Hz.ALİ (R.A) ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİ BUYURUYOR Kİ “Şükrün esası, nimetin sahibini bilmek, bunu kalb ile itiraf etmek ve dille söylemektir.”

30 May 2009

Ruhsal Zeka İnanmanın Gücü



kaynak:http://yetenek.com/items_detail.asp?id=864

Hayata olumlu bakış




kaynak:http://yetenek.com/items_detail.asp?id=870

29 May 2009

PADİŞAH VE ŞEYH

Bir gün padişah bir şeyhe:

- "Benden bir şey dile." dedi.

Şeyh cevap verdi.

- "Ey padişah bana bunu söylemekten utanmıyor musun? Hele biraz daha yüksel de öyle konuş. Benim iki kölem var, onlar çok basit kimseler oldukları halde her gün sana hükmederler, emrederler?" dedi.

Padişah bundan dolayı kızdı.

- "Ey Şeyh bu sözün hatalı bir söz, kim bana emredebilir, o dediğin kişiler kimlerdir, söyle!" dedi.

Şeyh gülerek cevap verdi:

- "Sana emreden kölelerimden biri kızgınlık, diğeri şehvettir." dedi.



kaynak : http://hikayeler.ihya.org/index.php?t2=hikaye&an=1306&kn=12

24 May 2009

Cesaret on kısımdır, biri korkmamak, dokuzu dikkat ve ihtiyattır. Hz.Ali (R.A)


Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür. Seneca


Cesaretle dolu bir insan, inançla dolu bir insandır.CİCERO


Bütün görkem başlamaya cürret edebilmektedir. -EUGENE F.WARE-

Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebilir. JAMES B.CONANT
Hz. Mevlânâ’nın Vasiyeti:

Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.

kaynak: http://www.mevlana.com/

21 May 2009

MESNEVİDEN; ASLAN KURT VE TİLKİ

Aslan Kurt ve Tilki arkadaş olup ava çıktılar. Aslında aslanın avlanmada berikilere hiç ihtiyacı yoktu ama onların kendisinden istifadesi için bu arkadaşlığa tenezzül etmişti.

Kâmil insanların avama arkadaş olmaları da bu kabildendir.... Aslan sırayla bir yaban öküzü, bir yaban keçisi ve bir tavşan avladı ve imtihan kasdiyle kurda;

- Hey kurt, karnımız acıktı gel de şu avladıklarımızı benim yerime pay ediver, dedi. Kurt kendince paylaşmaya başladı:

- Bu yaban öküzü size yakışır, zira o da iri siz de irisiniz. Büyüklük bakımından yaban keçisi bana münasiptir. Eh, şu tavşan da tilkiye yeter de artar bile, dedi. Aslan bu taksimden gazaba geldi ve bir pençeyle kurdu öldürüp yere serdi. Daha sonra tilkiye döndü ve:

- Bir de senin paylaştırmanı görelim, dedi. Tilki hemen cevap verdi:

- Ey padişah, öküz sizin sabah kahvaltınız olmaya layıktır, yaban keçisi öğle yemeğiniz, tavşan ise akşam şekerlemenizdir. Sizin artıklarınız da benim canıma minnettir, dedi. Aslan bu taksimi beğendi ve:

- Aferin sana tilki! Bu güzel paylaştırmayı kimden öğrendin, diye sordu. Tilki yerde yatan kurdu gösterdi:

- Şu yerde yatan akılsızdan.

Aslan dedi ki:

- Madem ki edebini bildin ve bir yerde iki padişah olamayacağını anladın, buyur üç avın üçü de senin olsun. Tilki yine secdeye kapandı ve:

- Ya Rabbi iyi ki benim imtihanım kurttan sonra oldu; eğer önce olsaydı halim nice olurdu, diye şükretti.

Hz. Mevlânâ'ya göre geçmiş ümmetlerin Allah yanındaki durumu temsili olarak kurdun durumu gibidir.

Müslümanlar Hakk'ın azabına müstahak olan geçmiş ümmetlerden sonra geldikleri için şanslıdırlar.
Bu yüzden Hz. Peygamber kendi ümmetine "rahmet edilmiş ümmet" demiştir. Hasılı hikâyenin verdiği ders şu;

İnsan Cenab-ı Hakk'a karşı; şu senin, bu benim gibi bir edepsizliğe kalkışmamalı, hatta ben bile dememeli, kendisi de dahil her şeyin sahibinin o olduğunu asla unutmamalıdır. Hakk'a karşı hak iddia etmek rüzgardan davacı sineğin haline düşmektir.

HZ.MEVLANADAN SÖZLER

Zindandan kurtulmak istersen sevgiliye baş eğ.(Secde yap)

Arzulara kul olan, Allah katında köleden beterdir

Nefis övüldükçe firavunlaşır. Alçakgönüllü ol, büyüklenme.

Bilgiyle uyumak, uyanıklıktır .

Ruh, ilim ve akılla dosttur.

Güzel; güzeli sever.

Her ağlamanın sonu gülmektir.

Fakirlik korkusu insanları hırs ve emele lokma yapmıştır.

Hürmet eden, hürmet görür.

Akıllı kişi sıkıntı çekerken, harap olanlardan ders alır.

Noksanını gören, Allah'a kanatlanır.Kendini olgun sanan yerde kalır.

Amaca sabırla varılır. Acele ile değil.

Sabır;sıkıntıların anahtarıdır.

Bir dertlinin dert ve elemini dinlemek ona verilecek en büyük zekâttır.

İnsan, kendine yasaklanan şeye karşı hırslıdır.

Nimete şükür; nimetten daha tatlıdır.

Ayağın kırıldı diye üzülme. Allah sana belki kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye kırılma, belki oradan bile bir kapı açılır. (Yusuf kuyudan sultan oldu)

HAYVANLARIN DİLİ

Meraklı bir adam Hz. Süleyman'dan hayvanların dilini öğrenmek istedi. Büyük Peygamber bunun sakıncalarını anlattıysa da adam ısrar etti.
Nihayet horozla köpeğin neler konuştuğunu anlayacak duruma geldi.
Birgün evin hanımı büyükçebir ekmek parçasını köpeğin önüne atmış fakat horoz hızla atılıp ekmeği kapmıştı. Köpek:
-Niçin benim hakkıma göz dikiyorsun?dedi, Horoz:
-Merak etme, yarın sahibimizin ineği ölecek, kendine bol bol ziyafet çekersin diye cevap verdi.Horozla köpeğin konuşmalarını duyan adam hemen koştu ve ineğini pazara çıkarıp sattı. Ertesi gün yine köpek ve horozun konuştuğunu duyup kulak kabarttı.
Köpek:
-Sen yalan söylüyorsun diyordu horoza... Hani sahibimizin ineği ölecekti ve ben ziyafet çekecektim?
Horoz:
-Meraklanma dedi, sahibimiz kurnazlık yapıp ineğini sattı ama yarın da devesi ölecek, sen de bolca ete kavuşursun!..
Adam yine koşup devesini pazara götürdü. ‹yi bir para karşılığı onu sattıktan sonra evine dönerken "hayvanların dilini öğrenmek çok faydalı imiş, bir sürü zarardan kurtuldum" diye seviniyordu.
Sabah olur olmaz yine bahçeye çıkıp horozla köpeğin konuşmalarına kulak kabarttı. Köpek dünkü gibi horoza çıkışıyor:
-Hani deve? Hani bolca et?.. diye dert yanıyordu.
Horoz:
-Canını sıkma dedi, yarın sahibimiz ölecek! Eş dost başına toplanır, bir sürü yemek pişirilir. Sen de kendine ziyafet çekersin...
Adam horozun bu sözleri karşısında donup kaldı. Yüzü bembeyaz oldu. Elleri titremeye, kalbi küt küt çarpmaya başladı. Yarın öleceğini bilmek onu şaşkına çevirmişti. Daha fazla ayakta duramayıp bir külçe gibi yere yığıldı.

KAYNAK http://ekrem_sevil.tripod.com/mevlanamesnevii.htm

MESNEVİDEN

FARE İLE DEVE

BİR ZAMANLAR , kendini beğenmiş şımarık bir fare ile, akıllı ve alçak gönüllü bir deve yaşardı.

Bir gün karşılaşıp arkadaş oldular.

Fare:
-Sana kılavuzluk etmeliyim! dedi...Yularından çekip istediğim yere götürmeliyim!...
Deve arkadaşının küstahça teklifine razı oldu. Bir süre gittikten sonra küçük bir dere kenarına ulaştılar.
Devenin diz kapaklarına bile ulaşmayan su, Fare için uçsuz bucaksız bir deniz gibiydi...
-Ben buradan geçemem diye fısıldadı korkuyla...
Deve:-Ne bekliyorsun? diye çıkıştı. Kılavuz önden gider, dal bakalım suya...
-Ama... diye kekeledi Fare, görmüyor musun su çok derin?
Fare mahcup olmuş, boyundan büyük işlere giriştiği için kıpkırmızı kesilmişti...
-Sizin için küçük ama, bana göre çok büyük bir su....diye inledi. Ben artık kılavuz olmaktan vazgeçiyorum. Keşke daha önceden düşünseydim de boyumdan büyük işlere girişmeseydim.
-Evet, dedi Deve, yumuşak bir sesle, herkes kendi haddini bilmeli ve asla aldatıcı gurura kapılmamalı...

kaynakça http://ekrem_sevil.tripod.com/mevlanamesnevii.htm
Dr. Muhammed Bozdağ

Üniversiteye yeni başlayan gençlere öneriler…

Okula gelince, nasıl başlarsa öyle gider. İlk yıl derslerine sımsıkı sarılan öğrencinin alacağı başarı sonraki yıllarına aynen yansıyacaktır. Genellikle birinci sınıfta, hatta yabancı dil hazırlık sınıfında derslerinden zor geçen öğrencilerin çoğunluğu diğer tüm yıllarını da sürünerek ve kıvranarak geçiriyorlar. En azından okuduğum üniversitede durum böyleydi ve hala öyleymiş. Derste başarının en önemli sırrı notları ve kitapları çok okumak değil, hiçbir dersi kaçırmamak ve her akşam o gün öğrenilenleri gözden geçirmektir.

-Eğitim sürecinde gerilim sürekli artıyorsa, sonunda duvara toslarsınız. Eğer ders çalışmak ve öğrenmek her geçen gün zorlaşıyorsa, gazıyla frenine birlikte basılan araç gibi içten kıvranarak ilerliyorsunuz demektir. Böyle bir araba zor yol alır ve bir süre sonra da ya balataları yanar ya da motoru. Üniversitenin ilk iki yılında birinciliğe oynayan, üçüncü yılında tökezleyen ve dördüncü yılında sınıfta kalıp bir türlü geçemeyen öğrenciler biliyorum.

-Öğrenirken eğlenin: Eğlence zihni rahatlatır ve kapasiteyi arttırır. Ama öğrenmeyle eğlenmeyi birbirinden koparmak dinle dünya işlerini birbirinden ayırmaya benzer. Ne eğlenmeye yaranabilirsiniz ne de öğrenmeye. Bir şekilde eğlenerek öğrenmelisiniz. Okula gidişiniz düğüne gidiş gibi olmalı, hocayı dinleyişiniz en eğlenceli konferansı dinleyişinize benzemeli. Ders çalışmanız somurtkan ve gergin değil, güler yüzlü ve bazen sevimli mırıldanmalar eşliğinde olmalı.
Dr. Muhammed Bozdağ

16 May 2009

ÖZLÜ SÖZ

Sabır, genişliğin anahtarıdır. (HZ. MEVLANA)